DOKUZ EYLÜL ÜNiVERSiTESi MÜHENDiSLiK FAKÜLTESi

PANELLER

1 Ekim 2003

CUMHURİYETİN 80. YILINDA ÜNİVERSİTE-SANAYİ-DEVLET-TOPLUM PANELİ

Endüstri Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Prof.Dr. Edip Teker'in başkanlığında yürütülen panele, Prof. Dr. Adnan Akyarlı (DEÜ Emekli Öğretim Üyesi), Prof. Dr. Duran Leblebici (Işık Üniversitesi, İTÜ; Sunumu Prof. Dr. Mustafa Gündüzalp tarafından gerçekleştirilmiştir.), Nezih Öztüre (EBSO Bşk. Vekili), İ. Rıza Çebi (TİDEB Bşk.Yrd.) ve Musa Çeçen (TMMOB-EMO İzmir Şube Bşk.) panelist olarak katılmışlardır.

2 Ekim 2003

CUMHURİYETİN 80. YILINDA ÜNİVERSİTE ÖNCESİ EĞİTİM PANELİ

Üniversite eğitiminin niteliğinin tartışılabilmesi için öncelikle, üniversite eğitimi almaya hak kazanan öğrencilerin üniversite öncesinde aldıkları eğitimin niteliğinin ve sorunlarının da belirlenmesinin gerekliliğinden yola çıkılarak, 35. yıl etkinliklerimiz kapsamında böyle bir panele de yer verilmiştir. Oturum Başkanlığını Torbalı Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Burhan Erdoğan'ın yürüttüğü panele, Y. Müh. Yansı Eraslan (Özel Ege Lisesi Kurucu Temsilcisi, DEÜ, Söz. Öğr. Gör.), İsa Aykanat (TUDEM, Eğitimci) ve Ahmet Ayaydın (Çınarlı End. Meslek Lisesi Müdürü) konuşmacı olarak katılmışlardır.

Panelistler arasından Y. Müh. Yansı Eraslan'ın konuşması aşağıda verilmektedir:

1. TÜBİTAK Bilim ve Teknoloji Stratejileri Vizyon 2023 projesine göre, cumhuriyetimizin 100. yılında ülkemizin eğitim vizyonu şu şekilde önerilmektedir:
" özgürlükçü, eşitlikçi, bireysel farklılıkları gözeten ve değerlendiren, bireyin yaratıcılık ve hayalgücünü geliştiren, öğrenme ve insan odaklı,
" zaman ve mekan kısıtlarından arınmış, değişim esnekliğine sahip,
" her bireyin kendini özellikleri doğrultusunda en üst düzeyde geliştirebildiği,
" kendi özgün öğrenme teknolojilerini yaratmış ve yerinden yönetim ilkesi etrafında örgütlenmiş,
" toplumsal talebi karşılamaya yönelik demokratik ve kendini yenileme gücüne sahip bir eğitim sistemi içinde,
" özgür düşünen ve bağımsız karar verebilen, yenilikçi, özgüven sahibi, hayata olumlu bakan, barışçı,
" problem çözme, iletişim, organizasyon ve işbirliği yeteneği gelişmiş,
" bilim, sanat ve teknoloji üretebilen; girişimci, çevreye duyarlı,
" ulusal ve evrensel düzeyde iddia sahibi,
" ulusal ve evrensel değerleri özümsemiş yurttaşlar yetiştiren ve tüm insan kaynaklarını liyakata dayalı olarak değerlendirerek gelişmiş ülkelerle rekabet edebilen, dinamik, veri tabanlı ekonomiye sahip bir Türkiye...

2. YÜKSEKÖĞRENİM ÖNCESi NASIL BiR iLK VE ORTAÖĞRETiM?
Bu soruyu yanıtlayabilmek için önce günümüz insanının "yaşamsal ve kişiliksel trendi" ile "eğitim felsefesindeki dönüşümleri" yakalamak gereklidir.

2.a. Yaşamsal ve kişiliksel trendler :
" Bireysel yaşantıda meydana gelen değişiklerin dikkat çekici ölçüde hızlı ve yoğun olmasından hareketle, "insani değerler" ön plana çıkmaktadır.
" Sanayi devriminden sonraki dünya düzeninin aksine, "bireysel mutluluk" ve "bireye verilen önem", "üretime ve kapitale verilen önemin" önüne geçmiştir.
" İnsani değerlerin ve bireysel mutluluğun önem kazanmasıyla birlikte, bireysel yaşantıda kayda değer bir şekilde "doğaya dönme" değişimi gerçekleşmektedir.
" İnsanın estetik ve duygusallığını besleyen "sanat ve kültür faaliyetlerine" ayrılan zaman artmaktadır.
" Bireyselliğin öne çıkmasıyla birlikte "bireylerin yalnızlaşması" kaçınılmaz olmaktadır.
" Sonuçta bireyler arasında dayanışma azalmakta, bencillik artmakta, bireysel etkileşimin azalması sonucunda "a-sosyal" birey sayısı artmakta ve hatta çocukluktan başlayan yalnızlaşma görülmektedir.
" Bilgi çağına adını veren "bilginin yönetimi", belki de günümüzde bireylerin yaşamlarını temelde değiştiren ve onları yeni beceriler kazanmaya zorlayan itici güçlerin başında gelmektedir.
" Bilgi yönetimi becerileri deyince akla "bilgiye erişim yollarının öğrenilmesi", "eleştirel düşüncenin gelişmesi", "veri yönetimi becerilerinin geliştirilmesi", "öğrenmeyi öğrenme becerilerinin kazanılması", "çözümleyici ve bileşimci yaklaşımların edinilmesi" ve "kendi bilişsel sürecinin yönetimi" gelmektedir.

2.b. Eğitim felsefesindeki dönüşüm :
" Bireyi öne çıkaran,
" Bireyi devlete ve diğer kurumsal güçlere karşı daha özerk hale getiren anlayış oluşturmaktadır.

2.c. Bu trendler ve dönüşümün ışığında;
" Eğitim felsefesi daha liberal yorumlanan,
" "Eşitlikçi" eğitim anlayışını yaygınlaştıracak,
" Bireyin "hayalgücü" ve "yaratıcı düşünme becerisinin" artmasını sağlayacak eğitim yaklaşımlarını öne çıkaracak,
" "Disiplinlerarası eğitimin" önemini artıracak,
" "Öğretmen odaklı"dan "öğrenme odaklı" eğitime yönelecek,
" Soyut bilimsel bilginin de öğrenilmesine önem verecek (teorik ve soyut düşünebilen bireyler yetiştirecek),
" Bireysel farklılıkları değerlendirerek "beceri" ile "eğitim seviyesi" arasýndaki tutarlılığı sağlayacak,
" Bireylerin yaratıcı düşünme ve problem çözme becerilerini artıracak bir "ilk ve ortaöğretim" akla gelmektedir.

2.d. Öğrenme ve öğrenci merkezli bu eğitim anlayışını gerçekleştirebilecek süreç ve yöntemler ise şu şekilde özetlenebilir:
" Bireyselleştirilmiş ve öğrenci merkezli aktif öğrenme ortamlarını sağlamak,
" Kendi kendine öğrenme becerilerini öne çıkarmak,
" Pozitivist ve deneysel yöntemlerin dışındaki yöntem ve yaklaşımları da öne çıkarmak,
" Bilginin sadece gözlenebilen doğadan değil, doğrudan gözlenemeyen ancak varlığı bilinen nitel/öznel kaynaklardan da edinilmesini sağlayacak yaklaşımları yaygınlaştırmak,
" Maddi güç veya sosyal statüyü değil, tamamen zihinsel özellikleri ve yetenekleri doğrultusunda ayrıcalık gösteren bireyleri biraraya getirmek,
" Eğitim hizmetinin sunulmasında kişilerin yetenek, öğrenme stilleri, kişilik özellikleri ve geçmiş yaşantılarını da göze almak.

3. MÜHENDİSLİK ÖĞRENİMİ ÖNCESİ NASIL BİR ÖĞRENİM?
3.1. Mühendis, "Fen ve matematiğin teori ve kurallarını uygulayarak araştýrma yapan, teknik sorunlara ekonomik çözümler üreten ve geliştiren meslek sahibi" olarak tanımlanabilir. Bir mühendisin bazı ayrıcalıkları ve/ya özellikleri:
Sosyal ve kişisel olarak:
" Algılanan sosyal ihtiyaçlarla bunların ticari uygulamaları arasında köprü oluşturma.
" Yaratıcı ve analitik düşünme, ayrıntılara odaklanma, dakik olma.
" Kendi alanlarının dışındaki uzmanlarla çalışma gereksinimlerinin artmasından dolayı çok iyi sözlü ve yazılı iletişim kurma.
==> Toplumun sosyal ihtiyaçlarının farkında olan,
==> Yaratıcılığı ve analitik düşünmeyi ön plana çıkarabilmek için bolca araştırma yaptıran, projeler hazırlatan,
==> Bilim okutan (bilimsel makaleler okunmasını sağlayan) ve bilim yazdıran (yazılı bilimsel raporlar hazırlatan),
==> Günümüzde önemi daha çok anlaşılan "zaman"ı ve kullanımını öğreten, bireyi disipline eden,
==> İletişim yeteneğini kazandırmak üzere yetişen gençlere çokça kitap ve edebi eser okutan bir eğitim-öğretim.
Öte yandan mühendislik disiplininin, neredeyse sadece Fen-Matematik alanlarından anlayan bireyler olarak algılanması, bu bireylerin toplumsal görevler üstlendikleri takdirde yetersiz kalabileceklerine yönelik bir izdüşüm bırakmaktadır. Teknik alanlarda uzmanlaşan kişilerin, toplumun sosyal ihtiyaçlarına da yanıt verebilmeleri için görgü, kültür, sanat ve spor ile de iç içe bireyler olmalarına özen gösterilmelidir.
Teknik bilgi olarak:
" Bir ürünün tasarımını yapma, bu ürünler için makineler üretme, bu makinelerin bulunduğu fabrikaları inşa etme, işgücünün ve üretim sürecinin etkinliğini sağlama ve üretilen ürünlerin kalitesi için sistemler geliştirme.
" Her türlü bina inşa etme ve her türlü ulaşım aracı yapma.
" İletişim teknolojisi araçlarını ve sistem altyapılarını hazırlama.
" Finansal sistemlerin etkin kullanımını (işlevselliğini) sağlama.
" Tasarımdan üretime, kontrolden bakıma herhangi bir projenin veya hizmetin zamanını ve maliyetini hesaplama.

Günümüz mühendisi;
" Bilim ve teknolojiye hâkim,
" Teknolojiyi bilinçli kullanan ve yeni teknolojiler üretebilen,
" Teknolojik gelişmeleri toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürme yeteneği kazanmış bireydir.

3.2. Ortaöğrenimde mutlaka bilgiyi ön plana çıkaracak bir yeniden yapılanma ihtiyacı. Hali hazırdaki sistem, yeteri kadar yoğun olan bir FM altyapısı sunabilmekte; ancak bilginin üst düzeyde verildiği 10. ve 11. sınıfların müfredatını adeta görmezden gelmektedir.

Anadolu liseleri (FM alanı) :
9. sınıf 10. sınıf 11. sınıf
FM dersleri 6F+5M/37 9F+7M/37 10F+5M/37
(isteğe bağlı (isteğe bağlı
+6 seçmeli) +6 seçmeli)
Toplam ders saati %30 %43 %41
sayısına oranı (%) (isteğe bağlı %59) (isteğe bağlı %57)

Fen liseleri :
9. sınıf 10. sınıf 11. sınıf
FM dersleri 12F+7M/39 11F+9M/39 10F+9M/39
(isteğe bağlı (isteğe bağlı +6 seçmeli) +6 seçmeli)
Toplam ders saati %49 %51 %49
sayısına oranı (%) (isteğe bağlı %67) (isteğe bağlı %64)

3.3. Fen liselerinde alan seçme söz konusu olduğunda tek bir alternatif vardır; FM. Oysa, sadece FM üzerine yoğunlaşmaya talip olan ve bu okullarda okuyan çocuklar, İktisat veya İşletme gibi bölümleri tercih edebilmektedirler. Bu, hem TM alanını seçen öğrenciler için büyük bir haksızlık, hem de ciddi bir kaynak israfıdır.

3.4. Ortaöğretim kurumlarının, mutlak surette üniversitelerle işbirliği içinde olacak çalışmalar yapmaları sağlanmalıdır. Bu, potansiyel mühendis adaylarını hem laboratuvarlar başta olmak üzere daha güçlü bir teknik altyapı ile, hem de daha üst düzeyde bilgi sahibi olan akademisyenlerle tanıştıracak önemli bir fırsattır.

3.5. Her sınıf düzeyinde, öğrenciye verilen Fen ve Matematik müfredatının (ders bilgi miktarının) birbiriyle dengeli ve paralel olması yönünde çalışmalar yapılmalıdır. Bazı sınıflarda Matematik dersinde görülmeyen bir konunun benzeri veya türevi Fen Bilgisi'nde öğrencinin karşısına çıkabilmektedir.

3.6. Anadilde öğretim ==> Tartışmaya çok açık bir konu. Ancak yabancı dil dolayısıyla bilgi eksilmesine sebep olacak kadar yabancı dilde eğitim taraftarı olunmamalıdır.

BAZI VERİLER :

1. UNESCO verilerine göre 2000-2001 öğretim yılında GSYİH'dan eğitime ayrılan pay; Küba'da %8.74, İsrail'de %7.64, Tunus'ta %7.17, Malezya'da %6.82, Jamaika'da %6.61, Kenya'da %6.44, Letonya'da %5.85, Güney Afrika Cumhuriyeti'nde %5.64, Fas'ta %5.63, Macaristan'da %5.22, Etiyopya'da %4.82, İran'da %4.40, Suriye'de %4.39, Moldova'da %3.79, ülkemizde ise %3.44'tür.
2. 21 Ocak 2002 tarihli UNESCO raporuna göre; az gelişmiş ülkeler, dünya nüfusunun %79'unu oluşturdukları halde, dünyadaki toplam araştırmacı sayısının yalnızca %27'si bu ülkelerden çıkmaktadır. Bu ülkeler, dünyanın toplam zenginliğinin %39'unu oluşturdukları halde, dünyadaki toplam Araştırma-Geliştirme (AR-GE) harcamalarının sadece %19'u bu ülkeler tarafından yapılmaktadır. Dünya ülkeleri ortalama olarak ulusal zenginliklerinin %1.8'ini AR-GE'ye ayırdığı halde az gelişmiş ülkeler bir yılda ürettikleri toplam zenginliğin ancak %0.9'unu harcamaktadırlar. Gelişmiş ülkelerde ise bu sayı %2.4'ü bulmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki araştırmacı sayısı, milyon kişi başına ölçülmek suretiyle, az gelişmiş ülkelerdeki sayının ortalama 10 katıdır. Gelişmiş ülkelerde her 1.000 kişiden ortalama 3 tanesi, az gelişmiş ülkelerde ise her 10.000 kişiden 3 tanesi araştırmacıdır.
3. Ülkemizde her 1.000.000 kişiye düşen araştırmacı sayısı, 1996'da 290, 1997'de 298, 1998'de 293, 1999'da 306 olarak gerçekleşmiştir. Ülkemiz için 306 olan 1999'da her 1.000.000 kişiye düşen araştırmacı sayısı Küba'da 490, Tunus'ta 336, Letonya'da 1.078, Macaristan'da 1.255, Romanya'da 1.044, İsrail'de 1.563 (1997 rakamı) olarak belirlenmiştir.
4. GSMH'den Ar-Ge harcamalarına ayrılan pay 1996'da %0,45; 1997'de %0,49; 1998'de %0,50; 1999'da %0,63'tür. Ülkemiz için %0,63 olan GSMH'den Ar-Ge harcamalarına ayrılan pay Macaristan'da %0,69, Polonya'da %0,75, Rusya'da %1,01, Çek Cumhuriyeti'nde %1,25, Slovenya'da %1,48 (1998 rakamı), İsrail'de %3,62, Hindistan'da %1,23 (1996 rakamı) olarak gerçekleşmiştir.
5. 2002 ÖSS :
Soru Adedi Ortalama Standart Sapma
Fen Bilimleri 45 4.72 9.77
Matematik 45 9.06 12.49
6. 2003 ÖSS :
Soru Adedi Ortalama Standart Sapma
Fen Bilimleri 45 5.6 10.5
Matematik 45 10.1 12.9

Sonuçlar, yetişen gençlerin analitik altyapısı hakkında tedirginlik yaratmaktadır.
7. Uluslararası Matematik Olimpiyatları'nda 1995, 1997, 1999, 2000, 2001 ve 2002'de birinciliği Çin kazanmıştır (1999'da Çin'le beraber Rusya ilk sırayı paylaşmıştır). Aradaki yıllarda 1996'da Romanya, 1998'de İran birinci olmuştur. ÇİN  Gelişmekte olan bir ülke olarak eğitime verilen önemin sonucu...

Bu ülkeler dişinda son 8 yilda ilk 5'e giren ülkeler Vietnam, Macaristan, İngiltere, Tayvan, Bulgaristan ve Güney Kore'dir. Ülkemiz 1995'de 25., 1996'da 19., 1997'de yine 25., 1998'de İngiltere ile birlikte 18., 1999'da 16., 2000'de Slovakya ile birlikte 18., 2001'de 11. ve 2002'de ise Beyaz Rusya ile birlikte 14. olmuştur.
8. ABD'nin kaliteli yükseköğretim kurumlarından biri olan Boston College Eğitim Fakültesi tarafından, 38 ülkenin öğrencileri arasında yapılan bir araştırmada Fen Bilimleri ve Matematik alanlarında en başarılı ülkeler, uzak doğu ülkeleri olarak belirlenmiştir. Farklı ekonomik büyüme modelleriyle "Asya Kaplanları" ünvanına layık görülen bu coğrafyadaki ülkelerin gerçek değerlerinin nerede saklı olduğu belki de bu sayede anlaşılmaktadır Ò İNSAN (BEYİN) GÜCÜ!
9. Dünyanın şu anda yazılım üretim merkezi haline gelen Hindistan'ın matematik öğrenimi alanýnda önde gelen okulları olduğu bilinmektedir. Bunun Hint ekonomisine müthiş bir geri dönüşü vardır. Ülkemiz yıllık ihracatını $50 milyar seviyesine çıkarmanın mücadelesini verirken Hindistan, 2007 yılında sadece yazılım ihracatından bu miktarı elde etmeyi hedeflemektedir.
10. 1998'de fert başına eğitim harcaması :
Orta ve Güney Afrika  $ 32
Gelişmiş ülkeler  $1.211

Çınarlı Endüstri Meslek Lisesi Müdürü Ahmet Ayaydın, "Meslek Yaşamı Olarak Mühendisliği Seçen Öğrenciler Üniversite Öncesi Nasıl Bir Eğitim Almalıdır?" sorusuna cevap aradığı konuşmasında, Türkiye'de mesleki teknik eğitimin gelişimini irdelemiş, endüstriyel eğitimin bugünkü durumu hakkında detaylı bilgiler vermiş, endüstriyel eğitim veren liseler ile genel lise müfredat programlarının karşılaştırılmasını yaparak Yüksek Öğretim Kurulunun meslek lisesi mezunlarına bakış açışını tartışarak konuşmasını bitirmiştir.

3 Ekim 2003

 

 

DEÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ertuğrul Benzeden’in oturum başkanlığında yürütülen panele Prof. Dr. Ahmet Dervişoğlu (Yeditepe Üniv., İTÜ), Prof. Dr. Hamit Serbest (Çukurova Üniv.), Prof. Dr. Yıldırım Üçtuğ (ODTÜ), Prof. Dr. Aysen Müezzinoğlu (DEÜ) ve Prof. Dr. Cüneyt Güzeliş (DEÜ) panelist olarak katılmışlardır.

 

Oturum Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Benzeden, günümüzde tasarım, imalat-inşaat, kontrol, planlama, işletme ve yönetim gibi çok geniş bir görev-yetki-sorumluluk yelpazesi içinde hizmet veren mühendislerin eğitiminin önemini vurguladığı konuşmasında, üniversitelerin bir eğitim kurumu olmanın yanı sıra, hizmet sektöründe belli kalite standartlarını da sağlamak zorunda olduğunu belirtmiştir. Kaliteli mühendislerin yetiştirilebilmesi için üniversitelerde sağlanması gereken koşulları özetlemiştir.

 

Prof.Dr. Ahmet Dervişoğlu, ağırlıklı olarak “Mühendislik Eğitimi ve EEB (Elektrik-Elektronik-Bilgisayar) Eğitimi

“ konusuna değindiği konuşmasında, bir mühendisin sahip olması gereken özellikleri özetlemiş, Mühendislik Fakülteleri’nin görevlerine değinmiş ve kaliteli mezun vermek için gerekli koşulları tartışmıştır. Konuşmasının sonunda mühendislik öğretiminin temel sorunlarını vererek sunumunu bitirmiştir. Prof.Dr. Ahmet Dervişoğlu’nun konuşmasının tam metni aşağıdadır:

 

Mühendislik Eğitimi ve EEB Eğitimi

2000 yılı itibariyle Ülkemizde mühendislik öğretimi gören Lisans öğrencisi sayısı: 120.000. Bunun 25.266’sı Elektrik, Elektronik ve Bilgisayar (EEB) öğrencileridir. Buna göre mühendislik öğrencilerinin %21’i EEB öğrencileridir. En büyük grubu EEB öğrencileri oluşturmaktadır.

 

EEB Öğretiminin Tarihçesi

Cumhuriyet Döneminde, başlangıcından itibaren EE Müh. uygulamalarında başarı sağlanmış, oysa EE Müh. Öğretimi ve Elektrik-Elektronik Sanayiinin kurulması daha sonraki yıllarda gerçekleştirilmiştir. Türkiye dışında, Elektrik Mühendisliği öğretimi 1880’li yıllarda başlamış ve 1884’de Amerika Elektrik Mühendisleri Enstitüsü (AIEE) oluşturulmuştur. Türkiye’de ilk Elektrik Mühendisi, 1925 yılında Robert College’den mezun olmuştur. 1926 yılında, İstanbul Üniversitesine bağlı olarak Makina-Elektrik Enstitüsü kurulmuştur. Bu kurum 4 yılda Makina-Elektrik Mühendisi ünvanlı mezunlar vermiş, sonradan mezunlara Yük. Mühendis ünvanı verilmiştir. Dar-ül Fünun 1933 yılında lağvedildiğinde, Makina-Elektrik Enstitüsü, Yüksek Mühendis Mektebine (bugünkü İTÜ) Elektromekanik Şubesi olarak bağlanmış ve İTÜ, 1936 yılından itibaren mezun vermeye başlamıştır. 1946 yılından itibaren, Teknik Okul (bugünkü Yıldız Teknik Üniversitesi) da Elektrik Mühendisi ünvanı vermeye başlamıştır.  Cumhuriyetin ilk 30 yılında mezun olan EEB Mühendisi sayısı 400 mertebesindedir. Sadece 2000 yılında verilen mezun sayısı ise 3225’dir. Ülkemizde Bilgisayar Mühendisliği öğretimi 1970’lerde başlamıştır.

 Bir Mühendisin Sahip Olması Gereken Özellikler

Temel bilgi ve kavramları iyi özümlemiş olmak. Sorgulayıcı ve araştırıcı kafa yapısına ve yaratıcı zekaya sahip olmak. Değişik koşullara uyum sağlayabilmek. Bir sistemin bütününü kavrayıp çalıştırabilmek. Bir amaca yönelik sistem veya süreci tasarlayabilmek ve tasarladığı sistemi ticari bir ürün olarak gerçekleştirebilmek. Mühendislik sistemlerinin toplum sağlığı ve çevreye etkisini belirleyebilmek ve gerekli önlemleri almak. Sorumluluk duygusu yüksek olmak. Analitik düşünme yeteneğini, problem çözme yeteneğini geliştirmiş olmak ve  mühendislik bakış açısı kazanmış olmak. Yeni kavramları hızla özümleyebilmek, kendi kendine öğrenebilmek, öğrendiklerini düzgün bir şekilde yazabilmek ve sunabilmek.

Bilgisayarı etkin olarak kullanabilmek ve program yazabilmek.

 

Mühendislik Fakültelerinin Görevleri

·         Mühendis yetiştirmek

·         Araştırma, geliştirme ve yayın yapmak

·         Kamuya danışmanlık yapmak

 

Ülkemizdeki  mühendislik fakültelerinin bu üç görev ile topluma katkısı 100 ise bunun bence 70 kadarı öğretim yoluyla yapılmaktadır. Bu nedenle bu esas katkının kaliteli yapılması, yani kaliteli mezun verilmesi için elden gelen çaba sarf edilmelidir. Böyle bir panelin düzenlenmiş olması kanımca bu bilincin bir göstergesidir.

 Analitik Düşünme Yeteneği

Analitik düşünme yeteneğinin bir yarısı, bir olaya etki eden parametreleri ve bunların ağırlık derecelerini belirleyebilme yeteneğidir. Örneğin, ülkemizde bir yılda trafik kazalarında ölenlerin sayısı beş bin mertebesindedir. Acaba buna etkiyen parametreler ve ağırlıkları nelerdir? Yolların tek şeritli olmasının önemli bir etken olduğu söylenmektedir; bütün yollar en az 2 şeritli olsa ölüm oranı yüzde kaç azalır? Eğitim eksikliği ve ağır vasıta oranının Türkiye’de yüksek olması diğer 2 önemli sebep olarak gösterilmektedir. Ağır vasıtaların karıştığı kazalarda kaç kişi ölmekte, eğitim düzeyi yükseldikçe kaza yapma oranı nasıl değişmektedir? Bir olaya etkiyen parametre sayısı 10 iken bir kişi sadece ikisini görebiliyorsa derinliği 2/10, sekizini görebiliyorsa derinliği 8/10’dur bence. Analitik düşünme yeteneğinin diğer yarısı, genelleme yapabilme, farklı gibi görünen olaylar arasındaki ilişkiyi görebilme yeteneğidir. Bazı ilkel kabilelerde  yeşilin, kırmızının adı var fakat “renk” diye bir kavram, kelime yokmuş. Keza, kedi kuyruğunun, at kuyruğunun adı var fakat “kuyruk” diye bir kelime yokmuş.

Dersin Amaçları

Konu ile ilgili temel kavramları öğrenmek, bilgi ve beceriler kazanmak. İlgili devrelerin analizini ve tasarımını yapabilmek. Mühendislik bakış açısı kazanmak. Analitik düşünme, problem çözme yeteneğini geliştirmek, eleştirel ve araştırıcı kafa yapısı geliştirmek. Yeni kavramları hızla özümleyebilme, kendi kendine öğrenebilme, öğrendiğini düzgün olarak yazabilme ve sunabilme yeteneklerini geliştirmek. Bilgisayar kullanımını yaygınlaştırmak, program yazmayı teşvik etmek. Sorumluluk duygusunu geliştirmek. Ders sonunda yaptığım özel anketlerden bir mühendiste olması gereken özelliklere katkı yapıldığı sonucuna varıyorum.

Kaliteli Mezun Vermek için Başlıca Gerek Koşullar

Yetenekli öğrencilere sahip olmak. Güçlü bir öğretim kadrosuna sahip olmak. İyi bir altyapıya sahip olmak. Dirayetli yöneticilere sahip olmak. Ülkemizde mühendislik fakültelerinin önemli bir kısmı,  yetenekli öğrenciye sahip olma bakımından Batı Dünyası ile mukayese edilemeyecek kadar şanslıdır. Türkiye’de, sayısal puanı en yüksek ilk 1000 öğrencinin yarıya yakını EEB bölümlerine, bir o kadarı da  diğer mühendislik bölümlerine kayıt yaptırmaktadırlar.  2003’de ilk 998’in 700’ü müh.%96’sı EE,BS,End. 171 Tıp; 27TM  2002’de Sayısal puana göre öğrencilerini 1-1034 diliminden alan 17 bölümün 15 tanesi mühendislik bölümüdür: Tablo 1

Tablo 1: 2002 yılında sayısal puana göre öğrencilerini 1-1034 diliminden alan bölümler

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 (ilk 1034den alan 17 program var ikisi Mühendislik değil)

 Tablo 2:  EEB  öğretiminde Lisans ve Y.Lisans öğrenci sayısı ve öğretim üyesi başına Öğrenci Sayısı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 3: Bir bölüme sonuncu olarak girenin BAŞARI SIRASI pek değişmemektedir; ÖSYM  maks. ve min puanları değil de DİLİMİ vermelidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaliteli Mezun Vermeye Etki Eden Parametreler

Kaliteye etki eden en önemli parametre, öğretim kadrosunun kalitesi ve öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısının fazla olmamasıdır. Bu sayının 25’ i aşmaması gerekir. Bugün ülkemizde mühendislik öğretiminin en önemli sorunu budur. Her öğrenci, farkında dahi olmadan ders aldığı öğretim üyesi ile kendisini karşılaştırır; öğretim üyesi geride görünüyorsa motivasyon da geriler. Sonuç olarak, güçlü bir öğretim kadrosu, bunun için de akademik hayatın yetenekli gençler için çekici hale getirilmesi, üniversitelerin ve ülkenin geleceği açısından yaşamsal öneme sahiptir. Oysa Elektrik, Elektronik ve Bilgisayar bölümlerindeki ve genelde mühendislik bölümlerindeki öğretim kadrosunun niteliği gerilemektedir. Çünkü, endüstrinin yeni bir mezuna sağladığı maddi imkanlar, devlet üniversitelerinde bir profesöre sağlananın üstündedir. EEB öğretiminde öğretim üyesi başına öğrenci sayısı 50 mertebesindedir Bunun anlamı, yarım kadro ile öğretim yapıldığıdır. Bu durumda mezunların  ortalama kalitesinin yüksek olması beklenemez.

Yöneticilerin ve Öğretim Kadrosunun Göz Önüne Alması Gereken İki Önemli Sorun

Mühendislik öğrencilerinin ortaya koyduğu ortalama enerji yeterli düzeyde değildir: Derse devam, Derse, önceki derslere çalışarak gelme, Ödevleri vaktinde ve layıkıyle yapma, Kendileri araştırsın diye dersle ilgili olarak verilen konulara gösterilen merak,  olması gerekenin altındadır. Zaman kullanımı yeteri kadar verimli olmamaktadır: İlk hafta, bayram öncesi, son hafta gibi vesilelerle sistem yavaşlamakta ve bir saatte alınan ortalama yol az olmaktadır. Uzun yıllar Amerika Birleşik Devletlerinde (ABD) ders almış ve ders vermiş bir kimse olarak biliyorum ki orada bir saatte alınan yol buradakinden oldukça fazladır. Bu durumda, mezuniyet için gerekli kredinin ABD’ye göre ayarlanması mezunların kalitesini düşürmektedir.

Öğrencilerin Motivasyonuna Etki Eden Parametreler

Her öğretim üyesinin, dersinin önemine öğrencileri inandırmak için çaba sarf etmesi: bunun ortalaması yeterli düzeyde değildir. Öğrencilerle iletişim kanalları oluşturmaktır. 1987 yılında İTÜ EE Fakültesinde dekanlık görevine atandığımda bir Öğrenci Temsilciliği oluşturduk. Öğrenci temsilcileri ile ayda bir toplantı yaptım; sorunları tartıştık. Öğrenciler çabucak haksızlığa uğradıklarına inanıyor ve bu onların motivasyonunu düşürüyor. Bu toplantılar ve sonuçların sınıflara duyurulması olumlu bir hava yarattı. Temsilcilerden yeteri kadar yararlı olmayan derslerle ilgili öneriler geldi ve müfredatta değişiklikler yapıldı. Elektronik ve Haberleşme Bölümü müfredatından Statik, Dinamik, Mukavemet dersleri kaldırılıp yerine Sayısal İşaret İşleme, Sayısal Sistem Tasarlama gibi dersler konuldu. Kantinin, fotokopi merkezinin  işleyişi, sınav programlarının hazırlanması, sosyal etkinliklerin  düzenlenmesi gibi çok farklı alanlarda Öğrenci Temsilcileri önemli katkılarda bulundular.

Sonuç: Mühendislik Öğretiminin Temel Sorunları

·         Öğretim Kadrosunun güçlendirilmesi,

·         Öğrencilerin motivasyonunun arttırılması,

·         Birim zamanda alınan yolun arttırılması,

·         Belirli bir kalitenin altında mezun verilmemesi için gerekli önlemlerin alınması.

Prof.Dr. Hamit Serbest, Mühendislik Dekanları Konseyi Mühendislik Fakülteleri Alt Yapı Ve Diğer Sorunları Çalışma Grubu’nun hazırladığı “

Mühendislik Fakülteleri Alt Yapı Ve Sorunları Raporu – 2002” hakkında detaylı bilgiler verdiği sunumunda, Mühendislik bölümlerinin sorunlarını somut biçimde belirlemek

, çözüm önerileri geliştirmek,

 kurumlardaki deneyimlerin paylaşılmasına imkan vermek

 amacıyla yapılan anket sonuçlarını vermiş ve değerlendirmiştir. Prof.Dr. Hamit Serbest’in konuşmasının tam metni aşağıdadır:

MÜHENDİSLİK FAKÜLTELERİ  ALT YAPI VE SORUNLARI RAPORU – 2002

MÜHENDİSLİK DEKANLARI KONSEYİ MÜHENDİSLİK FAKÜLTELERİ ALT YAPI VE DİĞER SORUNLARI  ÇALIŞMA GRUBU

AMAÇ

Anket Yoluyla Mühendislik Fakültelerinden Alınacak Bilgilerin:

Mühendislik bölümlerinin sorunlarını somut biçimde belirlemek

Çözüm önerileri geliştirmek

Kurumlardaki deneyimlerin paylaşılmasına imkan vermek

ÇALIŞMA GRUBU ÜYELERİ

Prof. Dr. A. Hamit Serbest (Çukurova Üniversitesi, Elektrik-Elektronik Müh. Bölümü)

Prof. Dr. Mehmet Durman (Sakarya Üniversitesi Rektörü ve Müh. Fakültesi Dekanı)

Prof. Dr. Narin Ünal (Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Dekanı)

Prof. Dr. Celal Karpuz (ODTÜ Mühendislik Fakültesi Dekan   Yardımcısı)

Prof. Dr. Tuncer Toprak (İTÜ Makine Fakültesi Öğretim Üyesi)

Yard. Doç. Dr. Yüksel İkiz (Pamukkale Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Tekstil Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi)

 Çalışma Grubu, Dekanlar Konseyinin Ocak 2001’de ODTܒde yapılan ilk toplantısında kurulmuş Mart 2001’de ilk toplantısını yapmıştır.

Anket Çalışması

Mayıs 2001

Ekim 2001

Haziran 2002

Ankette Cevaplandırılması İstenen Sorular

Öğretim üyesi ve idari personel sayısı,

Normal ve ikinci öğretim öğrenci sayısı,

Kapalı alan miktarı, 

Sanal ortamda erişilebilen bilimsel yayın sayısı,

Son iki yılda bölümde yürütülen

araştırma projesi sayısı ve bütçesi,

endüstri ile ilişkiler çerçevesinde yürütülen proje, danışmanlık ve deneylerin sayısı ve bütçesi,

katma bütçeden ayrılan makine teçhizat ödeneği ve bu miktarın fakülte ve üniversite ödeneğine oranı

üniversite, fakülte ve bölüm tarafından sağlanan döner sermaye geliri.

Ülkemizdeki, 77 üniversiteden 

62 üniversitede

80 mühendislik fakültesi

363 mühendislik bölümü vardır !

Bu sayıya henüz öğrenci almamış bölümler de dahil edilmiştir

Mühendislik veya mühendislik–mimarlık Fakülteleri bünyesinde yer almakla birlikte adında mühendislik olmayan

Mimarlık

Şehir ve bölge planlama

Moleküler biyoloji ve

Genetik kimya

ANKETE GELEN YANITLAR

Üniversiteler        Toplam    Yanıt Vermeyen

Devlet                     65              8

Vakıf                       15              9

KKTC                       5              3

Toplam Katılım Oranı    % 76

2000 Yılı Verilerine Göre:

Türkiye’de mühendislik eğitimi, 42 değişik  dalda sürdürülmektedir.

Sabancı Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi yapısında bölümler olmamakla birlikte değişik disiplinlerdeki eğitimin “program” adıyla sürdürüldüğü bilinmektedir.

Dolayısıyla, ülkemizde verilen mühendislik ünvanı gerçekte 42’den fazladır.

ÖĞRENCİ    SAYILARI

Üniv.

 Normal   

İkinci

Burslu

Toplam

Devlet

16781

4689

---

21470

Vakıf

 1509

---

529

  2038

KKTC

   202

---

111

    313

Toplam

18492

4689

640

23821

 ORTALAMA   PUANLAR

Üniversite

Taban Puan

Tavan Puan

Devlet I

    189,374

   200,416

Devlet II

    180,494

   187,246

Vakıf Burslu

    208,403

   212,153

Vakıf Burssuz

    157,168

   193,286

KKTC

    145,551

   175,165

 Öğrencilerin ilk tercih ettikleri bölümler.

 

Bölüm

Yüzde

Öğretmenlik-Eğitim Bilimleri

14,0

Tıp

13,9

Hukuk

12,8

İşletme

7,7

Elektrik-Elektronik Mühendisliği

6,7

Uluslararası İlişkiler

5,6

Bilgisayar Mühendisliği

5,5

Endüstri Mühendisliği

4,3

İnşaat Mühendisliği

3,1

Makine Mühendisliği

2,7

İktisat

2,2

Mimarlık

2,7

Mütercim-Tercümanlık

1,8

Matematik

1,7

Müzik Eğitimi

0,6

 Öğrencilerin Sınava Girme Sayılarının Talep Edilen Programlara Göre Yüzde Dağılımları

 

İlk Tercih Edilen Bölüm

Kaçıncı Girişte Kazanıldığı

1

2

3

4

5

Bilgisayar Mühendisliği

51,2

36,5

9,9

1,8

0,5

Elektrik-Elektronik Mühendisliği

45,9

37,9

13,1

2,1

0,9

Endüstri Mühendisliği

57,7

32,9

8,1

1,0

0,3

Hukuk

30,7

41,5

21,5

4,9

1,2

İktisat

43,7

34,9

16,5

3,8

0,8

İnşaat Mühendisliği

31,4

45,2

18,4

3,8

0,9

İşletme

43,8

36,3

15,5

3,2

1,0